-Yavaş olun biraz.Bekle...Daha sola.
-Bu da ne Arif Bey.
-Osmanlı'da eskiden kullanılan değerli bir sandık.Bu kazı alanında önemli şeyler var biliyorum.İçimden bir ses çok değerli olduğunu söylüyor...Çamur değmesin dikkat edin! Çıkan eserleri yerleştirmek için..
-Nasıl bir şey?Yer altından her şey çıkabilir.Özellikle de böyle bir yerde.Nasıl emin olabilirsiniz ki?
Arif bu soru sormaktan bıkmaz usanmaz adamı başından savmak için;
-Al sen de bu resimleri baskıya götür.
-Paki bunları nerede kullanacaksınız?
-Sen götür sonra anlatırım.
En sonunda gitmişti.Kazı alanında sadece ince kürek sesleriyle karışık süpürge sesleri vardı.Arif,yıllarca Anadolu'da kazı yapmış başarılı bir arkeologdu.Müzelere değerli tarihi eserler kazandırmıştı.Şimdi tarihin önemli başkentlerinden birindeydi.Bakanlıktan aldığı izin ile boğaza nazır bir alanda kazı yapıyordu.O ana kadar bir metre kadar derine inilmişti. Elle tutulur olgular yoktu fakat Arif'in umudu onları en derine indireceğe benziyordu.
Arif ile birlikte bir ekibi oluşturan Esin ve Okan da bu alanda çalışmaya başlamıştı. Bu ekip bu tarih kokan şehirde bir araya gelmişti.Esin daha çok Ege Denizi'ne kıyısı bulunan İzmir ve Çanakkale gibi önemli şehirlerde çalışmıştı.Okan ise Karadeniz bölgesinde Trabzon, Rize, Artvin gibi şehirlerde göresv yapmıştı.Onları birleştiren en önemli özellik çalışkan olmalarıydı.Kültür bakanlığının katkııyla buraya gelmişlerdi.
Arif yardımcıları gidince işine devam etmek için çukura indi.Yaklaşık bir buçuk metre olmuştu.Arif umutluydu ama ekip arkadaşları aynı fikirde değildi.Aslında hiçbiri aynı fikirde değildi.Esin İzmir ve Çanakkaledeki başarısını burda yakalayamayacğını düşünüyordu.Ona göre buranın yer altında hiçbir değer kalmamıştı.Okana göre ise yerleşimden uzak bir yerde bulunduklarından dolayı bişey çıkma ihtimali azdı.Yine de bu üçlü ekipteki çalışma hırsı fikirlerini geride bırakmaya katkı sağlayan etkendi.Okan bir mührerastlamıştı.Kırmızı mührün üzerinde belli belirsiz bir işaret vardı.Bu buldukları ilk bulguyu sandığın içine koydurdular.Okan umutlanmaya başlamıştı.Arif ve esin için yeterli değildi bu.Akşama doğru üç metere inmişlerdi.Hokkalar, başka mühürler ve bir iki yaprak kağıt bulmuşladı.
Akşama yemeği için boydan üç enden yaklaşık beş metre genişlemiş olan çukurdan çıktılar.Bulgular üzerinde konuşmaya başladılar.okan önce başladı;
-Üç metre az değil bence sabahtan beri bulduklarımız üç metre için gereğinden az.Burası beni şaşırtmaya devam ediyor.
Arif aradığını henüz bulamamış olmakla beraber bulduklarına seviniyordu;
-Bunlar çok eski bir imparatorun kişisel eşyaları kanımca.Belki daha derinde kaftanlara filan rastlarız.Dediğin gibi burası bir kültür başkenti şaşırmaya hazır olmalıyız.
Esin umutsuz ama güçlü bir tavırla;
-Bilemiyorum.Bu bulgular çok eski olmayabilir.Boş bir arazi burası.Hafriyat toprakları buraya dökülmüş olabilir.Bundan dolayı yeni olanlar bile daha derinde kalabilir.
Her biri fikrini belirtmişti.Yemeklerini yedikten sonra bu günlük son bir göz atmak için kalktılar.Yarın yine erken saatte geleceklerdi.Kültür bakanlığının üzerinde durduğu bir yerdi burası.En önemlii İstanbuldu.Bazı rivayetlere göre bu bölge çok eskiden bir antik kentmiş.Son zamanlarda bu hikaye çok dillere dolanmıştı çok net olmamakla beraber.Bakanlık da değerlendirmek için bu ekibi kurmuştu...Ekip arkadaşları bu hikayeyi düşünüyorken bir yandan da geniş çukura ve boşluğa bakıyorlardı.Ertesi gün çlışmaya devam etmek üzere otellere döndüler.
...
Sabah yine erkenden işlerinin başındaydılar.Kültür Bakanlığı'ndan bir kaç kişi de durumu denetlemek üzere gelmişti.Bir meter daha kazı yapıp işi bırakmayı planlıyorlardı.
Kazıya devam ettiler.Vazgeçmek Arif'e uzaktı.Grup giderse o amacına ulaşamadığı için çok üzülecekti.
-Arkadaşlar!Tahta gibi bir şey buldum gelin!
Okanın sesiyle herkes onun yanına geldi.Hep birlike dikkatlice üzerindeki toprakları silmeye ve ortaya çıkan sandığı incelemeye başladılar.Bir tanesini çıkarınca altında bir başkası...Böyle devam ederek elliye yakın sandık çıktı.İyice yorulmuşlardı.Yer altı mahzeniydi sanki burası.Biraz oturup dinlendiler.İçlerine bakmak için can atıyorlardı.En çok motive eden Arif olduğu için sandıkları onun açmasına karar verdiler.Bir halka oluşturup beklemeye başladılar.Arif meraklı gözler eşliğinde sandığı açtı...
Gerçekten şaşırmışlardı.Sandığın içi kitap doluydu.
Paylaş
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder